İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Torba Yasaya ilişkin 40 soru 40 cevap

1. Hangi tarihe kadar ödenmemiş, hangi vergileri kapsamaktadır?
 
Maliye, belediye ve gümrük vergileri dahil 31.12.2010 tarihine kadar tahakkuk etmiş (kesinleşmiş) ve kanunun çıktığı tarihe kadar ödenmemiş vergileri kapsamaktadır.
 
2. Kanundan yararlanmak için ne zaman, nasıl ve nereye başvurulacak?
 
Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren en geç iki ay içerisinde, borçlu olunan vergi daireleri, belediyeler ve gümrük idarelerine başvurulacaktır.
 
3. Ödenmeyen vergilerin ne kadarı af edilecek, ne kadarı ödenecek?

 
31.12.2010 tarihine kadar ödenmesi gerektiği halde Kanunun Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihe kadar ödenmeyen vergilerin gecikme zamları silinecek, bunun yerine geçen süreler için TEFE/ÜFE oranında gecikme zammı ilave edilip taksitlendirilerek ödenecektir.
 
4. Yeni ödeme planındaki  vadeler (taksitler)  nasıl belirlenecek?
 
Ödenmemiş vergiler, ana paraya TEFE/ÜFE oranında gecikme zammı ilave edilerek bulunan tutar, 18 aya kadar ikişer ay arayla taksitlendirilerek ödenecektir. Bir ay ödenip bir ay boş geçilecek ve böylece ödeme süresi otuz altı ayı bulacaktır.
 
Bu Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarın;
 
İlk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi halinde, bu tutara bu Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmaz.
 
Taksitle ödenmek istenmesi halinde, ilgili maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, oniki veya onsekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.
 
İlk taksiti,  bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde ödenir.
 
5. Taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde ne olur?

 
Bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılır.
 
Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir.
 
6. Taksitler, kredi kartı kullanılarak ödenebilir mi?
 
Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine bu Kanun kapsamında ödenecek olan alacakların 6183 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi uygun görüldüğü takdirde, ödemeye aracılık yapan bankalarca, kart kullanıcılarına kredi kartı işlemine konu borç tutarının, taksitler halinde yansıtılması ve taksit ödeme aylarında hesaplarına borç kaydedilmesi koşuluyla, bu ödemeler için ödeme tarihi olarak kredi kartının kullanıldığı gün esas alınır ve borçluya tahsilatın yapıldığını gösterir makbuz verilir. Taksitlerin kredi kartı kullanılmak suretiyle ödenmesi bu madde hükmüne göre katsayı uygulanmasına engel teşkil etmez.
 
7. Taksitler, vergi iade alacağından mahsup edilebilir mi?
 
İlgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır. Bu takdirde, ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılır. Mahsup talebine konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması halinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil edilemeyen tutar için borçluya bildirimde bulunularak eksik ödenen bu tutarın bir ay içerisinde ödenmesi istenilir.
 
8. Kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan vergiler ne olacak?
 
Kanunun yayımlandığı tarihte incelemesi devam eden, kesinleşmemiş veya mahkemesi devam eden mükellefler, davalarından vazgeçerler ise vergi asıllarının %50’si silinecek, kalan kısım af kapsamına girecek.
 
9. Pişmanlıkla ya da kendiliğinden beyanname verilebilecek mi?
 
31.12.2010 tarihinden önceki dönemleri kapsayacak şekilde verilmesi gerektiği halde verilmemiş (maliye, belediye, gümrük idareleri) beyannamelerin, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen iki ay içerisinde pişmanlıkla verilmesi halinde tahakkuk eden vergiler bu kanun kapsamında değerlendirilir.
 
10. 01.01.2011 tarihinden sonra tahakkuk ettiği halde ödenmemiş vergiler af kapsamına girer mi?
 
Düzenleme, 31.12.2010 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş vergileri kapsamaktadır. Ancak, 2010 ve önceki yıllara ilişkin olup kanunun yayımlandığı tarihe kadar beyan edilmemiş ve iki ay içerisinde pişmanlıkla beyan edilen vergilerin tahakkuku 2011 yılında olsa bile bu kanun kapsamında değerlendirilir.
 
11.  2010 yılına ilişkin tahakkuk edip ödenmemiş geçici vergiler af kapsamına girer mi?

 
2010 yılında tahakkuk eden ve bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş olan geçici vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zamları yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar ödenmek suretiyle bu madde hükmünden yararlanılır.
 
12. Matrah artırımı kimleri ve hangi vergi türlerini kapsayacak?
 
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, vermiş oldukları yıllık beyannamelerinde vergiye esas alınan matrahlarını artırabilirler.
 
Mükellefler, üç  tür matrah ve vergi artırımda bulanabilirler.
 
– Gelir/kurumlar vergisi,
– Katma değer vergisi,
– Gelir/kurumlar (stopaj) vergisi
 
13. Matrah artırımda bulunanlar matrahlarını hangi yıl için hangi oranlarda artıracaklar?

 
Matrah artırımı; 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarını kapsayacaktır. 2010 yılı, yıllık beyanları henüz yapılmadığından 2010 yılı matrah artırımı dışında tutulmuştur.
 
Daha önce nezdinde vergi incelemesi yapılmış olan mükellefler, vergi incelemesi yapılan (2006, 2007, 2008, 2009) yılları için de artırımda bulunabilirler.
 
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri;
 
2006 takvim yılı için %30, 2007 takvim yılı için %25, 2008 takvim yılı için %20, 2009  takvim yılı için %15 oranlarından az olmamak üzere matrahlarını artırabilirler.
 
Katma değer vergisi mükellefleri;
 
Katma değer vergisi mükelleflerinin, her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) beyannamelerindeki hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden 2006 yılı için %3, 2007 yılı için %2,5, 2008 yılı için %2 ve 2009 yılı için %1,5 oranlarından az olmamak üzere artırabilirler.
 
İlgili takvim yılı içindeki işlemlerin tamamının istisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşması veya diğer nedenlerle hesaplanan katma değer vergisi bulunmaması ile tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşması halinde, ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartıyla artırılan matrah üzerinden % 18 oranında katma değer vergisi artırımında bulunmak suretiyle bu kanundan yararlanılır.
 
Katma değer vergisi mükelleflerinin, artırıma esas alınan ilgili yılın vergilendirme dönemlerinin tamamı için artırımda bulunmaları zorunludur. Şu kadar ki, mükelleflerin artırımda bulunmak istedikleri yıl içinde işe başlamaları ya da işi bırakmaları halinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri için artırımda bulunulur.
 
Muhtasar beyanname mükellefleri;
 
Gelir (stopaj) vergisi mükellefleri;193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca, hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların, her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (ihtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan ücret ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamı üzerinden; 2006 yılı için % 5, 2007 yılı için % 4, 2008 yılı için % 3 ve 2009 yılı için % 2 oranlarından az olmamak üzere artırabilirler.
 
14. Matrah artırımı, zarar beyan edilmiş veya hiç beyanname verilmemiş ise nasıl işleyecek?
 
Gelir vergisi yönünden;
 
Artırımda bulunmak istedikleri yıl ile ilgili olarak vermiş oldukları gelir vergisi beyannamelerinde, zarar beyan edilmiş olması veya indirim ve istisnalar nedeniyle matrah oluşmaması ya da hiç beyanname verilmemiş olması halinde, vergilendirmeye esas alınacak matrah ile bu kanuna göre artırdıkları matrahlar, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için 2006 takvim yılı için 6.370 liradan, 2007 takvim yılı için 6.880 liradan, 2008 takvim yılı için 7.480 liradan, 2009 takvim yılı için 8.150 liradan, bilânço esasına göre defter tutan mükellefler ile serbest meslek erbabı için 2006 takvim yılı için 9.550 liradan, 2007 takvim yılı için 10.320 liradan, 2008 takvim yılı için 11.220 liradan, 2009 takvim yılı için 12.230 liradan az olamaz.
 
Kurumlar vergisi yönünden;
 
Artırımda bulunmak istedikleri yıl ile ilgili olarak vermiş oldukları beyannamelerinde, zarar beyan edilmiş olması veya indirim ve istisnalar nedeniyle matrah oluşmaması ya da hiç beyanname verilmemiş olması halinde, vergilendirmeye esas alınacak matrahlar ile birinci fıkraya göre artırdıkları matrahlar, 2006 takvim yılı için 19.110 liradan, 2007 takvim yılı için 20.650 liradan, 2008 takvim yılı için 22.440 liradan, 2009 takvim yılı için 24.460 liradan az olamaz.
 
Katma değer vergisi yönünden;
 
Hiç beyanname verilmemiş ya da bir veya iki döneme ilişkin beyanname verilmiş olması halinde, ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartıyla, artırılan matrah üzerinden % 18 oranında katma değer vergisi artırımında bulunmak suretiyle bu maddeden yararlanılır. Bu durumda olan adi ortaklık, kollektif ve adi komandit ortaklıklarda ortakların tamamının gelir veya kurumlar vergisi yönünden matrah artırımında bulunmaları şarttır.
 
15. Matrah artırımı için ne zamana kadar nereye başvurulacak?
 
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar, ilgili dönem (2006,2007,2009,2009 yılları) beyanlarının yapıldığı vergi dairelerine başvurulması gereklidir.
 
16. Matrah artırımı sonucu ödenecek vergi gider yazılabilir veya indirim konusu yapılabilir  mi?
 
Hesaplanarak veya artırılarak ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak kabul edilmez. KDV yönünden İndirim, mahsup ve iade konusu yapılmaz.
 
17. Matrah veya vergi artırımında bulunulması, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil eder mi?
 
Bu Kanuna göre matrah veya vergi artırımında bulunulması, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan (2006, 2007, 2008, 2009 yılları) vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmez. Ancak, artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren bir ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde, bu işlemlere devam edilmez. Bu süre içerisinde sonuçlandırılan vergi incelemeleri ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmaz. İnceleme veya takdir sonucu tarhiyata konu matrah veya vergi farkı tespit edilmesi halinde, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce artırımda bulunulmuş olması şartıyla, inceleme ve takdir sonucu bulunan fark, bu Kanun hükümleri ile birlikte değerlendirilir. İnceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir.
 
18. Matrah artırımında bulunulan yıllar için ileride herhangi bir inceleme olabilecek mi?
 
Matrah veya vergi artırımda bulunulması halinde ilgili yıllar veya dönemler için her hangi bir vergi incelemesi yapılmaz. İdarenin, artırımda bulunulmayan yıllar veya dönemler için vergi incelemesi yapma hakkı saklıdır.   Ancak; matrah veya vergi artırımında bulunulması, 213 sayılı Kanunun defter ve belgelerin muhafaza ve ibrazına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
 
19. Matrah artırımında bulunulan dönemler için KDV (iade/terkin/devir) yönünden inceleme yapılabilir mi?

 
Artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden ve artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili inceleme ve tarhiyat hakkı saklıdır. Sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden yapılan incelemelerde artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemez.
 
20. Matrah artırımından, sahte fatura düzenleyenler veya kullananlar yararlanabilecek mi?

 
213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler, bu Kanun hükümlerinden yararlanamazlar.
 
21. Matrah artırımı yapılan dönemlerde süresinde verilmeyen beyannamelere ceza uygulanır mı?
 
Mükelleflerin, bu Kanuna göre matrah veya vergi artırımı yaptıkları dönemlere ilişkin olarak kanuni süresinde vermedikleri anlaşılan beyannameler nedeniyle 213 sayılı Kanunun usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümleri uygulanmaz.
 
22. Stok affından kimler yararlanacak?
 
Stok affından, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil), yararlanabilirler.
 
23. Stok affı neleri kapsamaktadır?
 
Kanunun yayımlandığı tarihte, işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşları veya kayıtlarında yer aldığı halde işletmede olmayan emtiaları için aftan yararlanabilirler.
 
24. Stok affı için ne zamana kadar, nereye başvurulur, vergisi ne zaman ödenir ?

 
Mükellefler, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar bir envanter listesi ile vergi dairelerine bildirir. Çıkan vergi ise, beyanname verme süresi içinde ödenir.
 
25. İşletmede yer aldığı halde, kayıtlarda yer almayan emtia, makine ve teçhizat nasıl ve ne zaman beyan edilip vergilendirilecektir?
 
Mükellefler, kendilerince veya bağlı oldukları meslek kuruluşunca tespit edilecek rayiç bedel ile bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar bir envanter listesi ile vergi dairelerine bildirmek suretiyle defterlerine kaydedebilirler.
 
Beyan edilen; genel orana tabi makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden % 10 oranı, indirimli orana tabi diğer makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli üzerinden tabi olduğu oranların yarısı esas alınarak katma değer vergisi hesaplanır ve ayrı bir beyanname ile sorumlu sıfatıyla beyan edilerek, beyanname verme süresi içinde ödenir.
 
26. İşletmede yer aldığı halde, kayıtlarda yer almayan emtia, makine ve teçhizat için beyan edilen vergi ne zaman ödenecek?

 
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar bir envanter listesi ile vergi dairelerine bildirmek suretiyle, beyan edilen değerin %10’oranında vergi beyanname verme süresi içinde ödenir.
 
27. İşletmede yer aldığı halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine ve teçhizat için ödenecek vergi nasıl indirim konusu yapılır?

 
Makine, teçhizat ve demirbaşlar üzerinden ödenen bu vergi, hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez. Ancak, emtia üzerinden ödenen vergi genel esaslara göre indirim konusu yapılır.
 
28. İşletmede yer aldığı halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine ve teçhizat için yapılan beyan ve ödenecek vergi nasıl muhasebeleştirilecek?
 
Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu Kanun uyarınca aktiflerine kaydettikleri emtia için ayrı, makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere özel karşılık hesabı açarlar. Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde sermayenin unsuru sayılır ve vergilendirilmez. Makine, teçhizat ve demirbaşlar envantere kaydedilir ve ayrılan karşılık birikmiş amortisman addolunur. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise söz konusu emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydederler.
 
Bu madde kapsamında bildirilen kıymetlerin satılması halinde satış bedeli, bunların deftere kaydedilen değerinden düşük olamaz.
 
29. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan emtia nasıl vergilendirilecek?
 
Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil), kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde mevcut olmayan emtialarını, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar, aynı nev'iden emtialara ilişkin cari yıl kayıtlarına göre tespit edilen gayrisafi kâr oranını dikkate alarak fatura düzenlemek ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirebilirler. Gayrisafi kâr oranının cari yıl kayıtlarına göre tespit edilemediği hallerde, mükellefin bağlı olduğu meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas alınır.
 
30. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan emtia için muhasebeleştirme işlemi nasıl yapılacak?

 
Düzenleme; “aynı nev'iden emtialara ilişkin cari yıl kayıtlarına göre tespit edilen gayrisafi kâr oranını dikkate alarak fatura düzenlemek ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirebilirler” şeklindedir. Buna göre, ayrıca herhangi bir beyanname verilmesi gerekmemekte, sadece ilgili kanun gereği satış işlemi gibi fatura kesilip kayıtlara alınacak, bunun sonucu olarak da vergisel yükümlülükler yerine getirilecektir.
 
31. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hangi tarih itibariyle kimleri kapsar?
 
Sadece bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerini kapsar. 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını kapsamaktadır.
 
32. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için nasıl ve ne zaman beyanda bulunulacak?
 
Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebilirler.  Burada dikkat edilmesi gereken husus, ilgili hesapların 31.12.2010 tarihli bakiyelerinin tamamı değil,  gerçekte olmayan fazlalıklar (fiktif olan rakam) beyan edilmelidir.
 
33.  Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar nasıl vergilendirilecek?
 
Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri,  31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında gözüken kasa fazlalıkları ve ortaklardan alacakları üzerinden %3 oranında vergi ödeyeceklerdir.
 
34. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyan edilen vergi ne zaman ödenecek?
 
Kurumlarca, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar beyan edilen ve üzerinde %3 oranında hesaplanan vergi beyanname verme süresi içerisinde ödenir.
 
35. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için ödenen vergiler gider yazılabilir mi?

 
Bu Kanun kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez, beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez.
 
36. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyan ve ödenen vergi nasıl muhasebeleştirilecek?
 
Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri,  31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında gözüken kasa fazlalıkları ve ortaklardan alacakları üzerinden beyanda bulunup vergisini ödedikleri dönemde kayıtlarını düzelteceklerdir.
 
Bu Kanun kapsamında, “ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez, beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez. Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz” hükmü yeterli olmadığından muhasebeleştirilmesi noktasında bazı tereddütlere yol açmıştır.
 
Bize göre; beyan edilen tutarlar (vergisi ile beraber) “Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar Hesabı”na atılmak ve buradan da ilgili dönemin yıllık beyannamelerinde, “Kanunen Kabul Edilmeyen gider” olarak matraha ilave edilerek telafi edilmelidir.
 
37. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyanda bulunulması ve vergisinin ödenmesi halinde geriye yönelik inceleme yapılır mı?

 
Bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz. Dolayısı ile, geçmişe yönelik olası bir incelemede beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaması, daha fazla bir rakamın tespiti halinde nasıl bir işlem yapılacağı konusu net değildir. Bize göre; önceki yıllarda beyan edilenden daha fazla bir rakamın tespiti inceleme elemanı tarafından sorgulanabilir. (matrah artışı hariç)
 
38. Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyanda bulunulması ve vergisinin ödenmesi halinde 2010 yılı için adatlandırma yapmaya gerek var mıdır?

 
Halen net cevabını bulamamış, bir çok platformda tartışma konusu olan husus, kasa veya ortaklardan alacak fazlalıkları için beyanda bulunan bir kurum, 2010 sonunda adatlandırma yapacak mıdır? Bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar, kurumların 31.12.2010 tarihli bilançolarındaki fazlalıklarını telefi etmeye yöneliktir.
 
Bize göre; 31.12.2010 bilançoları gereği kasa fazlası veya ortaklardan alacakları için beyanda bulunacak ve vergisini ödeyecek olan mükellefler için ayrıca 2010 yılına yönelik adatlandırma yapmaya gerek bulunmamaktadır.
 
39. Matrah artırımında bulunan bir mükellefin,  ayrıca kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar için beyanda bulunmasına gerek var mıdır?
 
Matrah artışı ile kasa ve/veya  ortaklardan alacakların beyanı ayrı konulardır. Matrah artışı, geçmiş dört yıl olan 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarını kapsamaktadır. Kasa ve/veya ortaklardan alacakların beyanı ise 31.12.2010 tarihli bilançolarda gözüken rakam olup, bugüne kadar taşınmış, düzeltilmemesi halinde ise sonraki yıllara taşınacak bir durumdur. Dolayısı ile, dileyen bir mükellef hem matrah artışından, hem de kasa ve ortaklardan alacaklar için beyanda bulunabilir.
 
40. Torba Yasa ile getirilen düzenlemede 5811 sayılı Varlık Barışı’na ilişkin bir düzenleme var mıdır?

 
Kamuoyunda “varlık barışı” olarak adlandırılan, 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun nedeniyle mağdur olan mükelleflere de bu kanun ile af getirilmiş ve yeniden yaralanmaları yönünden imkan sağlanmıştır.
 
Buna göre;
 
Bildirim veya beyanda bulunanlardan yurt dışında bulunan varlıklarını süresi içinde Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer etmeyenler ile,
 
Bildirim ve beyanda bulunanlardan bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce süresi içinde sermaye artırımında bulunmayanların,
 
Bu kanununu yürürlüğe girdiği tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar, bildirim veya beyana konu yurt dışında bulunan varlıklardan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını Türkiye’ye getirmeleri veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer etmeleri, beyana konu yurt içinde bulunan varlıkları nedeniyle sermaye artırımında bulunmaları halinde, 5811 sayılı Kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, diğer nedenlerle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılacak vergi incelemeleri hakkında anılan Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden yararlanabilirler.
 
5811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle tarh edilen vergileri vadesinde ödemeyenlerden; daha önce ödemede bulunanlar ile vergi aslı ve bu Kanuna göre hesaplanacak tutarı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ödeyenler, 5811 sayılı Kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, diğer nedenlerle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılacak vergi incelemeleri hakkında anılan Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden yararlanabilirler.

Talha APAK
Yeminli Mali Müşavir
t.apak@apakymm.com

Hazırlayan: Şaban Abacı
alo@alomaliye.com

————————————-
NOT: İlgili yasa, henüz Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanmamış ve Resmi Gazete’de yayımlanmamış olması nedeniyle, TBMM den geçen şekliyle sorulara cevap verilmiştir.