İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Taşıtların Kredi Faizi Gider Yazılabilir mi?

Vergi mükelleflerinin Taşıt Kredisi ile araç alması yaygın olarak uygulanmaktadır. Satın alınan taşıtlar için ödenen kredi faizinin gider yazılması, vergi konusunda önemli bir tartışma konusu olmaktadır. Vergi mükellefi olan gerçek kişiler ya da şirketler, taşıt kredisi ile aldıkları aracı işletmenin aktifine kaydederler. Söz konusu aracın fatura değerinin yanı sıra kredi alımına ilişkin olarak katlanılan kredi faizleri ve diğer ilgili masrafların yasal düzenlemeler çerçevesinde kredi faizinin, arabanın maliyetine dahil edilip edilmeyeceği ya da belli bir kısmının maliyete dahil edilip, kalan kısmının mı gider yazılacağı özellikli bir durumdur. Öncelikle, maliyet bedeli ve gider ayırımının yapılması gerekiyor.

MALİYET BEDELİ
VUK’un 269. maddesine göre, İktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkuller maliyet bedelleri ile değerlenir. 270. maddede ise, gayrimenkullerde maliyet bedeline giren giderlerden bahsedilmiştir.

VUK Madde 270’e göre, “Gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satınalma bedelinden başka, aşağıda yazılı giderler girer:
1- Makine ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri;
2- Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderler.

Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.”

Maliyet bedeli, ticari işletmelerin satın aldıkları malların ya da demirbaşların, stoka ya da aktife dahil olduğu ana kadarki malolma bedelidir. Alış maliyetine dahil olan unsurlar; faturada yazılı olan bedel, alış giderleri (taşıma, sigorta) ödenen vergiler (taşıt alını vergisi, gümrük vergisi vs.) dir. Binek otomobillere ilişkin KDV ise, indirim konusu yapılamaz, KDV'nin durumuna göre maliyet veya gider hesaplarına kaydedilir.

TAŞITLARIN KREDİ FAİZLERİNİN GİDERLEŞTİRLMESİ

Maliye’nin Görüşü
Maliye Bakanlığı’nın görüşüne göre;  aktife dahil edilen yıla ilişkin olan faizler maliyete dahil edilip amortismana tabi tutulmak zorundadır. Takip eden yıl veya yıllara isabet eden faizler ise gider yazılıp doğrudan indirim konusu yapılabilir ya da ilk yıl faizlerine uygulandığı gibi maliyete dahil edilebilir. Ancak, mükellefin arabaya ait kredi faizlerinin ilgili bulundukları yılda doğrudan gider mi yazacakları yoksa amortismana mı tabi tutacakları hususundaki tercihlerini başlangıçta yapmaları gerekmektedir.

Konuyla ilgili olarak 163 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği  yayınlanarak yatırımların finansmanında kullanılan kredilerin faizlerinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır;

1- Yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerekmekte; işletme dönemine ait olanların ise, ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması,

2- Döviz kredisi kullanılarak yurt dışından sabit kıymet ithal edilmesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısıyla ortaya çıkan kur farklarından, sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar olanların, kıymetin maliyetine eklenmesi zorunlu bulunmakta; aynı kıymetlerle ilgili söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise, ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilerek amortisman konusu yapılması, mümkün bulunmaktadır.

Ancak 163 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde yer alan kuruluş dönemi ve işletme dönemi ifadeleri tam olarak izah edilmemiş ve uygulamada sorunlara yol açmıştır. Genel olarak irdelendiğinde kuruluş döneminin tespitinde maliye idaresi, iktisadi kıymetin iktisap tarihinden hesap dönemi sonuna kadar geçen süreyi, işletme döneminin tespitinde ise aktifleştirmenin yapıldığı hesap döneminden sonraki dönemleri esas almıştır. Nitekim 187 Seri No.lu GVK Genel Tebliği’nde de bu husussa yer verilmiş ve iktisadi kıymetin aktife alındığı yılın (dönemin) sonuna kadar tahakkuk eden kredi faizleri ve kur farklarının maliyete intikal ettirilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Daha sonra 334 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği  yayınlanarak söz konusu ayrıma açıklık getirilmiştir: “163 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisi ile sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, aktifleştirme tarihine kadar olan kısmının maliyete intikal ettirilmesi, aktifleştirildikten sonraki döneme ilişkin olanların ise seçimlik hak olarak doğrudan gider yazılması veya maliyete intikal ettirilmek sureliyle amortismana tabi tutulması gerektiği açıklanmış bulunmaktadır.

Yargının Görüşü
Danıştay, taşıt kredi faizlerinin aktife dahil edilen yılda maliyet bedeline dahil edilmesi zorunlu bulunmadığı, gider yazılması kanuna aykırı olmadığı konusunda kararlar vermiştir.

(Danıştay 3.Daire, Tarih:11.12.1996, Esas No:1995/1325, Karar No:1996/5198)
Taşıt Kredisi nedeniyle ödenen faiz ve komisyonun, kredi ile alınan taşıtın maliyetine eklenmesi zorunlu olmayıp doğrudan gider yazılabilir.
… VUK’nun 269. Maddesinde; taşıtların gayrimenkuller gibi değerlendirileceği belirtilmiş olup, aynı kanunun 270. Maddesinde de, gayri menkullerin maliyet bedeline giren giderler arasında banka kredi faizleri yer almadığı gibi, son fıkrasında; noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya giderler arasında göstermekte mükelleflerin serbest oldukları hükme bağlanmıştır.

(Danıştay 3.Daire, Tarih:15.02.1996, Esas No:1995/785, Karar No:1996/526)
Banka kredisi ile satın alınan iki kamyon için, izleyen yılda bankaca bankaca tahakkuk ettirilen faizin, doğrudan gider yazılmasında yasaya aykırı bir durum yoktur.
… 163 sıra nolu VUK Genel Tebliğinde , işletmeler tarafından yatırımların finansmanında  kullanılan kredilerle ilgili faizlerin hangi aşamada  yatırımın maliyetine ekleneceği veya doğrudan gider yazılacağının açıklandığı, davacı şirketin kuruluş aşamasında olan bir şirket durumunda olduğu hususunda yapılmış herhangi bir tespit bulunmadığı, bu nedenle davacı şirketin söz konusu vasıtaları işletme döneminde satın aldığının kabulü gerektiği, bu durumda tahakkuk eden faizlerin genel tebliğin kendisine tanıdığı seçimlik hakkı kullanılarak doğrudan gider yazılmasında kanuna aykırılık bulunmadığı…

SONUÇ
Yukarıdaki açıklama ve Danıştay kararlarından da fark edileceği üzere bizce, kredi ile alınan taşıtların kredi faizlerinin ilgili bulundukları yılda doğrudan gider yazılması ya da bir maliyet unsuru olarak göz önüne alınması mümkündür. Taşıtların iktisabı için bankaya ödenen faizin, taşıtın aktife girdiği tarihe kadar tahakkuk eden ve ödenen kredi faizinin maliyete eklenmesi zorunludur. Ancak, aktifleştirildikten sonra tahakkuk eden faizlerin maliyete intikal ettirilmesi suretiyle amortismana tabi tutulması veya doğrudan gider olarak da muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesi mümkün bulunmaktadır. Önce gider yazma yolunun seçilmesi halinde daha sonraki yıllarda bu tür giderlerin sabit kıymetin maliyetine eklenerek amortisman yoluyla itfa edilmesi veya önce amortisman ayırmaya başlayıp sonra gider yazma yoluna gidilmesine kanunen imkan bulunmamaktadır.

Fatih ÇOLAK
fatih@fatihcolak.net
Alparslan GÜNAY
alparslangunay@hotmail.com