İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İrsaliyesi Ay Sonunda Düzenlenen Bir Malın Faturası Sonraki Aya Kalır mı?

Fatura; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde; satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika, olarak tanımlanmıştır.

Kanun maddesinde belirtilen seçimlik iki işlemden biri olan yapılan iş kavramından, bir hizmet ifasının anlaşılması gerektiği, bunun bir irsaliyeye bağlanmasının fiilen imkansız olmasının yanında, satılan emtia sonucunda irsaliyenin düzenlenmesi ile birlikte vergiyi doğuran olayın gerçekleştiğini kabul etmek gerekir.

Yine aynı Kanun’un 231. maddesinin 5 numaralı bendinde de; faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içersinde düzenlenmesi gerektiği, belirtilen bu süre içersinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı, hükme bağlanmıştır.

Yukarıdaki Kanun maddelerinden, faturanın malın teslim veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içersinde düzenlenmesi gerektiği ile birlikte, bu 7 günlük hak ile işlemin sonraki aya sirayet etmesi durumunda faturanın sonraki ayda da düzenlenebileceğinin anlaşılması, gerekmektedir.

Ancak, muhasebe ve müşavirlik ile denetim mesleğini icra eden kişilerde, genellikle bu gibi durumlar için faturanın sonraki aya kalamayacağı, anlayışı hakimdir. 

Bazen kamu idareleri tarafından bu gerekçelerle ceza kesildiğine de rastlanılmaktadır.

Oysa kanun maddesinin incelenmesinden, bu 7 günlük sürenin kullanımı konusunda hiçbir sınırlamadan söz edilmediği görülecektir.

Başka bir deyişle 7 günlük sürenin hiçbir sınırlamaya bağlı olmaksızın kullanılmasının önünde hiçbir yasal engel bulunmamaktadır.

Bir yasal hakkın özüne dokunabilecek başka bir düzenlemenin yapılması, yani yasama organının yetkisinin belirli istisnalar dışında yürütme organına devredileceğini iddia etmek çok doğru bir düşünce değildir.

Öte yandan, Kanun’da öngörülmeyen bir sınırlamanın başka bir düzenleme ile getirilmesi, kuvvetler ayrılığı rejimine ters düşeceği gibi, fonksiyon gaspına da yol açacaktır.

Buna göre; yürürlükteki yasa maddesinde, bu 7 günlük süre için bir sınırlama öngörülmediğinden, ay atlaması olsa da, bu tür faturaların takvim yılının aşılmaması şartıyla belirtilen bu süre içersinde her zaman için düzenlenebileceğinin kabulü, gerekmektedir.

Bu yaklaşıma, KDV’nin dönemsellik ilkesini ileri sürerek karşı çıkanlara da, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nda özel hesap dönemi, bir istisna olarak sayılmış ise de; hesap döneminin Ocak ile Aralık ayı arasındaki takvim yılı olduğunu, burada esas olanın 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen bu dönem olduğunu, KDV beyanının her ay için verilmesinin, her aya bir dönem olarak yaklaşılması sonucunu çıkarmayacağını, kaldı ki 3065 Sayılı KDV Kanunu’nun 29. maddesinin 3 numaralı bendinde; vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılının aşılmaması şartıyla indirim hakkının kullanılacağının hükme bağlandığını, farklı Kanun’lardaki düzenlemelerin birbirine karıştırılmasının yanlış olduğunu, hatırlatmak isteriz.
  

Sevgi ve Saygılarla,

Sami Okutan
S.M.Mali Müşavir
Baş Denetçi
sami.okutan_01@mynet.com