İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

6111 Sayılı Yasa, Teknik İflasa Sebep Olabilecek.

6111 Sayılı Kanun ile işletmelere birçok ödeme kolaylığı getirildiği gibi, kayıtlarda yer aldığı halde işletmelerde mevcut olmayan emtialar ve kasa mevcutları ile işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan ortaklardan alacakların, emtialar için fatura düzenlemek, kasa mevcutları ve ortaklardan alacaklar için ise beyan etmek suretiyle kayıtların fiili duruma uygun hale getirilmesine imkan verilmiştir.

Çeşitli nedenlerle kayıtlarda meydana gelen bu gibi sorunları, mali tablolarda taşımak zorunda kalan pek çok işletme için, verilen bu imkan bir çıkış yolu olarak gözükmektedir.

Ancak yasanın uygulama biçiminin bir başka soruna sebep olacağı unutulmuştur.

Şöyle ki; 

6111 Sayılı Yasa kapsamında çıkarılan tebliğde;

Kayıtlarda yer aldığı halde işletmelerde mevcut olmayan emtialar için bir satış faturası düzenlenmesi istenilmektedir.

Bu fatura bedeli “600 Yurtiçi Satışlar”, faturada hesaplanan KDV de “391 Hesaplanan KDV” hesabına alacak yazılmak suretiyle kayıtlara intikal ettirilecektir.

Bu hesapların karşılığını teşkil edecek borçlu hesap uygulamayı yapan mükellefçe gerçeğe uygun olarak tespit edilecektir.

Gerçek durum ile kayıtlar arasındaki farklılık faturasız satışlardan kaynaklanmaktadır ve faturasız satılan malların karşılığında işletme kalemlerinden birinde artış olması gerekmektedir.

Bu artış nakit para, banka, alacak senedi, çek ve benzeri değerler şeklinde olabilecektir.

Mal çıkışı karşılığında aktif değer olarak işletmede ne varsa veya işletmede beyan tarihinde bu artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin hesaplara kayıt yapılması gerekmektedir.

Ancak aktif hesaplarda meydana gelen artışın herhangi bir şekilde tespit edilememesi halinde “689 Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar” (Beyannamenin düzenlenmesi sırasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır) hesabına borç kaydı yapılacaktır.

Yine kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan kasa mevcutları ile işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan ortaklardan alacakların, karşı hesabına da “689 Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar” (Beyannamenin düzenlenmesi sırasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır) hesabına borç kaydı yapılacaktır.

Bu uygulama biçimi ile kayıtlarda yer aldığı halde işletmelerde mevcut olmayan emtialar, kasa mevcutları ve ortaklardan alacakların karşılığı olan ve kayıtlara Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak yazılacak miktarlar, sonuçta işletme beyanlarında ticari kara ilave edilerek ya da ticari zarardan düşülerek mali kar / zararın tespitinde dikkate alınacak ise de, pek çok işletmenin mali tablolarında çok ciddi miktarlarda bir ticari zararın doğmasına sebep olacak ve bunun sonucunda da işletmelerin öz varlıkları oldukça olumsuz bir şekilde etkilenecektir.

Doğacak bu yeni durumun kredi verenler ve yatırımcılar nezdinde izah güçlüğünün yanında birde karşımıza 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 324. maddesi çıkacaktır.

Bizim de üzerinde durmak istediğimiz asıl konu, Kanun’un uygulama biçiminin TTK. Mad. 324 hükümlerine yansımasının ne olacağıdır.

Malum, Türk Ticaret Kanunu’nun 324. maddesine göre; şirketin esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılır ve şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler bulunursa, yönetim kurulunun bir ara bilanço tanzim etmesi gerekmektedir.

Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde genel kurul bu sermayenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile yetinilmesine karar verecektir.

Aksi halde şirket feshedilmiş sayılacaktır.

Şirket aktifleri şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde, yönetim kurulu bu durumu derhal mahkemeye bildirecektir ki bu takdirde şirketin iflasına karar verilebilecektir.

Ancak şirket durumunun düzelmesi mümkün ise yönetim kurulu veya bir alacaklının talebi üzerine mahkeme bu iflas kararını erteleyebilecektir.

Mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tedbirleri alacaktır.
 
Ya azalan sermaye nispetinde sermaye artırımına gidilebilir veya mevcut sermaye ile yetinilmeye ve faaliyetin bu olanaklarla devam ettirilmesine karar verilebilir.
 
Bu kararlardan hiçbirinin alınmaması durumunda şirket feshedilmiş sayılacaktır.

6111 Sayılı Kanun ile getirilen ve yukarıda sözü edilen uygulama biçimi sonucunda işletmelerin kayıtları fiili duruma uygun hale getirilirken, Türk Ticaret Kanunu’nun yukarıda sözü edilen 324. maddesini karşılayan sorunların doğacağı tabiidir.

Buna göre; sermayedeki azalma ile şirket sermayesi 1/3’ün altına düşmüşse ve şirketin borçlarını ödemekten aciz hale geldiğini gösteren emareler  varsa, yönetim kurulu veya ortaklar kurulu bir ara bilanço düzenleyerek mevcut durumu değerlendirip iki seçenekten birine karar verecektir.

Birincisi sermayeyi arttırmak üzere genel kurulu toplantıya çağırmak ve TTK. Mad. 324’ün asgari ölçüleri üzerine çıkmak için ortakları veya paydaşları azalan sermayeyi karşılamak için ön ödemede bulunmalarını istemek (zarar telafi fonu veya zarar mahsubu),

İkinci seçenek ise, durumu mahkemeye bildirmek olacaktır.

İlgili mahkeme, şirketin mali durumunun düzelip, düzelemeyeceğine göre şirketin iflasına karar verebilecek veya iflas halinin bulunmasına rağmen erteleyebilecektir.

Sevgi ve Saygılarla,

Sami Okutan
S.M.Mali Müşavir
Baş Denetçi
sami.okutan_01@mynet.com