İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

6009 Sayılı Yasa Özeti

6009 sayılı gelir vergisi kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanunda vergi düzenlemeleri özeti

26.07. 2010 Tarihinde kabul edilip Cumhurbaşkanı onayına sunulan ve kamu oyunda torba yasası olarak bilinen 6009 sayılı “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile vergi mevzuatımıza getirilen düzenlemeler aşağıdaki gibidir;

1- Ücretler İçin Üst Gelir Dilimi Farklılaştırıldı
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, “Ücretliler için ayrı bir vergi tarifesi” belirlenmiştir..
Ücretliler açısından gelir vergisi tarifesi şöyle olmaktadır;

8.800 TL’ye kadar    %15
22.000 TL’nin 8.800 TL’si için 1.320 TL, fazlası    % 20
76.250 TL’nin 22.000 TL’si için 3.960 TL, fazlası    %27
76.250 TL’den fazlasının 76.250 TL’si için 18.607 TL, fazlası    %35

Yapılan bu düzenleme ile tarifenin üst dilimi 50.000’den 76.250 Tl’ye çıkartılarak (76.250-50.000) 26.250 TL’lik bir kısmın daha %35 yerine %27 oranında vergilendirilmesi imkanı sağlanmıştır. Bu da kümülatif vergi matrahı bu seviyeye ulaşan ücretliler açısından (26.250 x 0,08)= 2.100 TL lik bir iyileştirmeye tekabül etmektedir. Ancak sonuçta ücret gelirleri üzerinden yine de % 35 vergi alınmasının önüne geçilmemiştir.

Ayrıca, yapılan bu düzenleme daha çok yüksek ücret alan kişileri ilgilendirmekte ve asıl korunması gereken düşük ücretliler lehine bir durum içermemektedir. Aslında burada yapılması gereken şey, ücret gelirleri açısından vergi tarifesindeki tüm oranların %5 düşük uygulanması şeklinde olmalıydı.
Bu uygulama 2010 yılı başından geçerli olmak üzere uygulanacağından fazla kesilip ödenmiş vergilerin red ve iadesi de mümkün kılınmaktadır. (Geçici 78 Madde).

2- Menkul Sermaye İratlarında Tam ve Dar mükellef için Aynı Tevkifat Oranların Uygulanmasına Geçilmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca, yerli ve yabancı arasındaki tevkifat/stopaj ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik düzenleme yapılmıştır. Ancak yapılan düzenlemede şirketler (Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olanlar dâhil) açısından yerli ve yabancı ayırımı ortadan kaldırılarak oran % 0 olarak belirlenirken, tam mükellef gerçek kişiler düzenleme kapsamı dışında tutulmuşlardır. Dolaysıyla gerçek kişiler için tam mükellef – dar mükellefler arasındaki ayırım devam etmektedir.

Diğer taraftan, söz konusu geçici 67. maddenin (17) numaralı bendinde yapılan değişiklikle bu maddede yer alan ve Bakanlar Kuruluna bu maddedeki vergi kesintisi oranlarını her bir kazanç ve irat türü ile bunları elde edenler itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre, ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %15'e kadar artırmaya dair verilen yetki, sermaye piyasalarında ortaya çıkacak değişiklikleri de kavrayabilmek amacıyla “her bir sermaye piyasası aracı” itibariyle değişiklik yapma yetkisini de içerecek şekilde genişletilmektedir.

3- Yatırım İndirimi İstisnası Vergi Matrahının Yüzde 25 İle Sınırlandırılıyor
Düzenlemeye göre, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği yatırım indirimi istisnasıyla ilgili kararının gerekçesi doğrultusunda yeni bir düzenleme yapılıyor. Buna göre yatırım istisnasından yıl sınırlaması olmaksızın yararlanılmaya devam edilmesi sağlanırken, vergi matrahlarının tespitinde yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu yapılacak tutarın ilgili kazanç tutarının yüzde 25'ini aşmayacaktır. Böylece, yatırım indirimi tutarının süre sınırlamasına tabi tutulmadan ilgili kazançtan indirilmesi imkânı getirilmiştir.

Bu düzenleme ile her ne kadar, yatırım indirimi tutarının süre sınırlamasına tabi tutulmadan ilgili kazançtan indirilmesi imkânı getirilmekteyse de, getirilen %25 oranındaki sınırlama ile mükellefler açısından yeni bir hak kaybı yarattığı ileri sürülerek yeniden dava konusu yapılabilir.

4- Maliye Bakanlığı Elektronik Ortam Tebliğ Yapılabilecek
VUK’a eklenen 107/A maddesi ile elektronik tebliğe imkân tanınmaktadır. Bu düzenlemeye vergi idaresi, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.

5- Takdir Komisyonuna Başvuru Yeniden Zamanaşımının Durma Sebebi Oluyor.
Bilindiği üzere zaman aşımını durduran nedenlerden biri de matrahın takdiri amacıyla “takdir komisyonuna sevk” uygulaması idi. Bu uygulama Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmişti. 6009 sayılı kanun, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulmasında zamanaşımının durmasına yönelik süre bir yılla sınırlandırılmıştır. Ancak geçici madde ile mevcut olan dosyalar için zamanaşımı süresinin 31.12.2012 olarak belirlenmesi esas madde ile getirilen sürenin dolaylı yoldan uzatılması sonucunu doğurmuştur..

6- YMM’lerin Tasdik İşlemleri Elektronik Ortamda Yapabilme İmkânı Getiriyor.
6009 Sayılı kanunla ile Maliye Bakanlığına, Yeminli Mali Müşavirlerin tasdik işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirmeye ve tasdike konu işlemleri mükellef gurupları, faaliyet ve tasdik konuları itibariyle ayrı ayrı belirleme ve uygulatma yetkisi verilmiştir.

7- İncelemede Uyulacak Esaslara İlave Hükümler Getirilmiş ve İnceleme Süresine Üst Sınır Belirlenmiştir.
VUK 140. maddesine 3 bent eklenmiştir. Sözkonusu bentlere göre;
2. Vergi incelemesine başlanıldığı hususunu bir tutanağa bağlayarak bir örneğini nezdinde vergi incelemesi yapılana verirler. Ayrıca, tutanağın bir örneğini bağlı olduğu birime, diğer örneğini de ilgili vergi dairesine gönderirler
5. Vergi kanunlarıyla ilgili kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı vergi inceleme raporu düzenleyemezler.
6. İncelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla bir yıl, sınırlı inceleme yapılması halinde ise en fazla altı ay içinde incelemeleri bitirmeleri esastır. Bu süre içinde incelemenin bitirilmemesi halinde ek süre talep edilebilir. Bu talep vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından değerlendirilir ve altı ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.

Vergi inceleme raporları, işleme konulmak üzere ilgili vergi dairesine verilmeden edilmeden önce, vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birimler nezdinde meslekte on yılını tamamlamış en az üç kişiden oluşturulacak rapor değerlendirme komisyonları tarafından mevzuata uygunluğu yönünde değerlendirmeye tabi tutulur.

İncelemeyi yapanla komisyon arasında uyuşmazlık oluşması halinde uyuşmazlığa konu vergi inceleme raporları Maliye Teftiş Kurulu Başkanlığı, Hesap Uzmanları Kurulu Başkanlığı ve Gelirler Kontrolörleri Başkanlığı bünyesinde oluşturulan rapor değerlendirme komisyonlarının üyeleri arasından görevlendirilecek üçer üyeden oluşan dokuz kişilik merkezi rapor değerlendirme komisyonu tarafından mevzuata uygunluğu yönünde değerlemeye tabi tutulur. İncelemeyi yapanlar, bu komisyon tarafından yapılacak değerlendirmeye uygun olarak düzenleyecekleri vergi inceleme raporlarını işleme konulmak üzere bağlı oldukları birime tevdi ederler

Vergi incelemesi yapmaya yetkili kılınan diğer memurlar (vergi denetmenleri, vergi denetmen yardımcıları, vergi dairesi müdürleri ve müdür kadrosunda görev yapanlar) tarafından düzenlenen vergi inceleme raporları, Gelir İdaresi Başkanlığı merkez ve taşra birimlerinde oluşturulacak rapor değerlendirme komisyonları tarafından değerlendirilir.

8- Denetim İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulu Oluşturulacak
Bakanlığın vergi inceleme ve denetim amaçlarına ulaşmasını sağlamak, vergi inceleme ve denetimleri ile raporlamaya ilişkin standart, ilke, yöntem ve teknikleri geliştirmek, inceleme ve denetim rehberleri hazırlamak, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların uyacakları etik kuralları belirlemek, vergi inceleme birimleri arasında koordinasyonu, bilgi akışını ve uygulama birliğini temin etmek, Bakanlığın vergi inceleme ve denetim birimlerinin uygulayacağı yıllık vergi inceleme ve denetim planını hazırlamak ve uygulamayı izlemek üzere Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulu oluşturulacaktır.

Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulu; Bakanın veya tevkil etmesi halinde Müsteşarın başkanlığında, Gelir İdaresi Başkanı, Maliye Teftiş Kurulu Başkanı, Hesap Uzmanları Kurulu Başkanı, Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığının bağlı olduğu Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı ve Gelirler Kontrolörleri Başkanından oluşur. Kurulun sekretarya görevi Gelir İdaresi Başkanlığı Denetim ve Uyum Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından yerine getirilecektir.

Kurul, gelir İdaresi Başkanlığı risk analiz sistemi üzerinden yapılan analizler de dikkate alınarak incelemeye tabi tutulacak sektörler ile mükellefler ve vergi incelemesi ve denetiminin uygulanması ve izlenmesine ilişkin diğer hususlar gerekçeleriyle birlikte yıllık vergi inceleme ve denetim planında belirler. Teftiş, soruşturma, ihbar, şikâyet ve benzeri nedenlerle yıl içinde ortaya çıkabilecek vergi incelemelerinin yapılmasına dair usul ve esaslara da yıllık vergi inceleme ve denetim planında yer verir

9- Bildirim Görevini Yerine Getirmeyen Matbaa İşletmelerine Özel Usulsüzlükte Üst Sınır Getirilmiştir
VUK 353 eklenen hüküm ile Belge basımı ile ilgili bildirim görevini tamamen veya kısmen yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine verilen Özel Usulsüzlük Cezasına üst sınır getirilmiştir. Söz konusu hükme göre, kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı bir takvim yılı içinde 114.000 TL’yi aşamaz.

10- Elektronik Ortamda Beyan ve Bildirim Görevini Yerine Getirmeyenlere Kesilecek Özel Usulsüzlük Cezalarında Düzenleme
VUK mük 353. maddesinin dördüncü fıkra aşağıdaki gibi değiştirilmiştir.
“Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 30 (eski 15) gün içinde verilmesi halinde 1/10 (eski ¼) oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/5 (eski ½) oranında uygulanır.

Ancak, bu fıkra uyarınca bir takvim yılı içinde kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı 770.000 TL’yi geçemez”.
Bu madde ile elektronik ortamda beyannamenin geç verilmesine ilişkin cezada indirime gidilmiştir. Ancak bu maddede esas sorun olan bildirim formlarının zamanında verilmemesi halinde usulsüzlük cezalarının tam uygulanmasının önlenmesine yönelik bir düzenleme yapılmamıştır.

11- Yanılma Hallerinde Gecikme Faizi Uygulanmayacak
Yetkili makamların mükellefin kendisine yazıyla yanlış izahat vermiş olmaları veya bir hükmün uygulanma tarzına ilişkin bir içtihadın değişmiş olması halinde vergi cezası kesilmeyecek ve gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

12. Özelgeleri Artık Merkezi Komisyon Tarafından Verilecek
Sirküler ve özelge verilmesi artık Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde, Gelir İdaresi Başkanı veya tevkil edeceği bir başkan yardımcısının başkanlığında en az üç daire başkanından müteşekkil bir komisyon tarafından verilecektir. Bu düzenleme ile artık aynı konuda kişiden kişiye değişen özelgeler verilmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Ayrıca özelgeye göre hareket eden mükelleflerden “gecikme faizi” alınması uygulamasına da son verilmektedir.

13. Ödünç Para Verme İşi Esas Faaliyet Konusu Yapmayan İşletmelerin Yapmış Olduğu İşlemler BSMV Kapsamı Dışına Çıkartılmıştır.
Gider Vergileri Kanunu’nun 28. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle ödünç para verme işlemini esas faaliyet konusu olarak yapmayan, ancak ticari icaplar gereği yapılan borç para verme işlemlerinin BSMV’nin kapsamına girmediği belirtilmiştir. Böylece yapılan bu değişiklik sonrasında, faaliyet konusu itibariyle ödünç para verme işiyle uğraşmayan kurumlarca verilen kredilere ilişkin faizler finansman hizmeti kapsamında katma değer vergisine tabi tutulacaktır.

14. Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasında Gerçekleştirilen İşlemlere İlişkin BSMV İstisnası Getirilmiştir.
Gider Vergileri Kanunu’nun 29’ncu maddesinin “p” bendinde yapılan değişiklikle; “Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri nedeniyle lehlerine kalan tutarlara BSMV istisnası” getirilmiştir. Getirilen bu istisna ile Türkiye’de vadeli işlem ve opsiyon borsalarının gelişmesi ve işlem hacminin genişlemesi amaçlanmaktadır.

15. Damga Vergisi
Finansman şirketlerince kullandırılacak kredilerle, sözleşmeli tarımı teşvik etmek amacıyla, tarımsal üretim sözleşmeleri de vergisi istisnası kapsamına alınıyor. Böylece yapılan değişiklikle tüketici kredisi tanımına bağlı olmaksızın finansman şirketlerince kullandırılacak tüm kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kağıtlar istisna kapsamına alınmıştır.

16. Bankaların Değerleme Farkları Ayrı Bir Hesapta İzlenerek Vergi Matrahına Dâhil Edilmeyecek
Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin ve uluslararası piyasalarda altın fiyatlarının değişmesi nedeniyle bankanın aktifindeki ve pasifindeki dövizlerin, efektiflerin ve yabancı para cinsinden diğer varlık ve yükümlülüklerle altınların değerlemesi sonucu oluşan değerleme farkları ayrı bir hesapta izlenecek.

Bu şekilde Banka lehine oluşan gerçekleşmiş değerleme farkları, değerlemenin yapıldığı dönem kazancına dahil edilmeyecek. Kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınmayacak. Banka aleyhine oluşan gerçekleşmemiş değerleme farkları ise değerlemenin yapıldığı dönem kazancından düşülmeyecek ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınmayacak.

17. Sağlık hizmeti sunanların teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları teslim ve hizmetler KDV’den istisna edilmiştir
Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin sonunda yer alan “teslim ve hizmetleri” ibaresi “teslim ve hizmetleri ile bunlardan sağlık hizmeti sunanların teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları teslim ve hizmetler” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece sağlık hizmeti sunanların teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları teslim ve hizmetler KDV’den istisna edilmiştir.

18- Vergi İdaresi Vergi Davalarının Takibinde Avukatlık Hizmetinden Yararlanabilecektir.
İdari yargı mercilerindeki davaları ikame, takip ve müdafaa görev ve yetkisi, ilgisine göre daire amiri, avukat sıfatını haiz hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından kullanılabilecektir.

20- SMMM ve YMM’lerde Meslekle Bağdaşmayan İşler Kapsamı Değiştirilmiştir.
Yeni düzenlemeye göre, hayri ve ilmi kuruluşlar, 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri, kamu idarelerinin doğrudan ya da dolaylı hissedarı olduğu kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun yönetimindeki kurumların bu Kanun kapsamındaki faaliyetlerini yürütmemeleri şartıyla, bu kurum ve kuruluşların yönetim kurulu başkanlığı, üyeliği, denetçiliği görevleri ile bilirkişilik ve tasfiye memurluğu meslekle bağdaşmayan işler sayılmaz.

Bursa Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası