İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

100 Soruda 2010 Menkul Kıymet Vergilendirilmesi

Gerçek kişilerin vergiye tabi gelirleri arasında önemli bir yer tutan menkul kıymet gelirleri, Gelir Vergisi Kanunu’nda, bu kıymetlerin vade tarihine kadar elde tutulmasından elde edilen faiz gelirleri ile vade tarihinden önce elden çıkarılmasından sağlanan alım satım kazançları olarak iki ana başlık altında değerlendirilmektedir.

Hisse senedi kar payları, TL ve yabancı para cinsinden açılan mevduat hesaplarına yürütülen faizler, repo kazançları, her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri, alacak faizleri, faizsiz olarak kredi verenlere ödenen kar payları, katılım bankalarınca kar ve zarara katılma hesabı karşılığı ödenen kar payları, sigorta şirketleri ve emekli sandıklarınca yapılan ödemeler anılan kanunun 75. maddesinde “menkul sermaye iradı” olarak tanımlanmıştır. Menkul kıymetlerin vadesinden önce elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ise yine aynı Kanun’un mükerrer 80. maddesi uyarınca “değer artış kazancı” olarak kabul edilmektedir.

Bu çalışmamızda tam mükellef bireysel yatırımcılar tarafından 2010 yılında elde edilen, başta Hazine bonosu ve Devlet tahvili faiz gelirleri ve alım satım kazançları, hisse senedi kar payları ve alım satım kazançları ile mevduat faizi/repo kazançları olmak üzere menkul kıymet gelirlerinin beyanı ve vergilendirilmesine ilişkin kurallar, konuyla ilgili muhtemel sorulara verilen örnekli cevaplarla açıklanmaktadır.

Ernst & Young Türkiye

Dosyayı İndirin