İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şirkete borcu olan ortağın torba yasa karşısındaki durumu

Ortağı Olduğu Şirkete Olan Borcu, 6111 Sayılı Yasa Kapsamında Vazgeçilen Şirketleri Bekleyen Bir Tehlike …
              
“6111 Sayılı Yasa, Teknik İflasa Sebep Olabilecek” başlıklı yazımızda; 6111 Sayılı Kanun tarafından kayıtlarda yer aldığı halde işletmelerde mevcut olmayan emtialar ve kasa mevcutları ile işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan ortaklardan alacakların, emtialar için fatura düzenlemek, kasa mevcutları ve ortaklardan alacaklar için ise beyan etmek suretiyle kayıtların fiili duruma uygun hale getirilmesine imkan verildiği,    

Bu gibi sorunları, yasal kayıtlarında taşımak zorunda kalan pek çok işletme için, 6111 sayılı yasa ile getirilen bu imkanın bir çıkış yolu olarak gözüktüğü belirtilmiş, devamında da yasanın uygulama biçiminin teknik iflasa sebep olabileceği anlatılmaya çalışılmıştı.

Ortaklardan olan alacaklarından vazgeçen şirketler için o yazıda anlatılan teknik iflasın dışında bir sorun yoktur.

Ancak vazgeçilen alacak ortağı olduğu bir şirkete ait ise durum ortağı olduğu şirket adına başka bir sorun oluşturabilecektir.

Bunun kaynağı da, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun bir maddesinde olan düzenlemedir.

Bu da Vergi Usul Kanunu’nun “Vazgeçilen Alacaklar” başlıklı 324. maddesidir.

Bu maddede; Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınacağı, bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunacağı, hükme bağlanmıştır.

Bu tür alacaklar, alacaklı yönünden değersiz alacak, borçlu yönünden ise bir hasılat veya kar hükmündedir.

Çünkü borçlar kaleminin vazgeçilen alacaklardan dolayı azalması nedeniyle borçlunun öz sermayesi artmıştır.

Ancak borçlu tarafından elde edilen söz konusu karın veya hasılatın, borçlunun mali durumunun esasen bozuk olduğu kabul edilmiş olduğundan alacaktan vazgeçilen yılda değil, daha sonraki yıllarda vergilendirilmesi öngörülmüştür.

Türk Ticaret Kanunu (TTK), 75. madde hükmü gereği borçlar, şarta bağlı veya vadeli olsa bile itibari değeri üzerinden kayıtlara intikal ettirilecektir.

TTK'nun bu hükmünden vadeli borçlarda vadeye göre bir indirim yapıldıktan sonra kaydedilmesi olanağının bulunmadığı sonucu çıkarılabilir.

Sermaye Piyasası Kanunu’nda borçların, bilançoda mukayyet değerleri ile gösterileceği hükme bağlanmıştır.

Ancak; bazı borçlar hariç 3 aydan uzun vadeli senetsiz borçlar ile senetli borçlar reeskont işlemine tabi tutulmalıdır.

Vergi Usul Kanunu’nun 285. maddesine göre ise “Borçlar, mukayyet değeri ile değerlenir.”

Aynı maddede “vadesi gelmemiş olan senede bağlı borçlar değerleme günü kıymetine irca olunabilir.” denilmek suretiyle senetli alacakların senetteki faiz oranı veya TC Merkez Bankasının resmi iskonto haddi üzerinden reeskonta tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.

Muhasebe Standartları Uygulama Genel Tebliğine göre senetsiz borçlar ise mukayyet değer ile değerlenir.

İşletmenin borçları arasında vazgeçilen alacakların olması özellik arz eden olağan dışı bir durumdur.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, vazgeçilen alacaklar borçlu yönünden bir kar veya hasılat hükmündedir.

Ortağı olduğu bir şirkete olan borcu, 6111 Sayılı yasadaki düzenlemeye göre vazgeçilen bir şirketin, Vergi Usul Kanunu’nun 324. maddesi kapsamına sokulup sokulmayacağı hususu için Kanun maddesine gitmek gerekir.

Maddede, Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklardan, bahsedilmektedir.

Konkordatonun şekli ve resmi prosedürleri belli olup, konuyla alakasının olması düşünülemez.

Ancak maddede sayılan diğer şart olan “sulh yoluyla” kavramını oldukça geniş bir şekilde yorumlamak mümkündür.

Bakalım bu konuda vergi idaresi ne diyecektir.

Bekleyip hep beraber görelim.

Sevgi ve Saygılarla,

Sami Okutan
S.M.Mali Müşavir
Baş Denetçi
sami.okutan_01@mynet.com