İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Limited şirket ortaklarının sorumluluğu

Türk ticaret kanununa göre şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğu için, ortaklarının da şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu olamaz. Ana kural bu şekildedir. Ancak bu ana kuralın istisnaları da vardır. Bu istisnaların en önemlisi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulüne İlişkin Kanun kapsamındaki şirket borçlarıdır. Diğer bir ifadeyle kamu alacaklarına karşı şirket ortakları, şirket borcundan dolayı şahsen de sorumlu olurlar. Bu durum kamu alacaklılarına, kısacası devlet kurumlarına 6183 sayılı kanunun 5. maddesiyle sağlanan bir imtiyazdır.

Kanunun 1998 yılına kadar uygulanan ilk halinde, şirket ortağının kamu alacağından sorumluluğu, şirkete koyduğu sermaye miktarıyla sınırlı olmaktaydı. 1998 yılında 4369 sayılı kanun ile, 6183 sayılı kanunun 35. maddesi önemli bir değişikliğe uğradı. Ortaklar artık, tahsil imkanı kalmayan kamu alacağından şirkete koydukları sermaye oranlarıyla orantılı olarak sorumlu tutulmaya başladılar. 2008 yılında 5766 sayılı kanunla, yine kamu kurumları lehine önemli bir değişiklik daha yapıldı. Artık sadece "tahsil imkanı bulunmayan" kamu alacağı için değil, henüz "tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan" kamu alacaklarında da şirket ortakları aleyhine takip işlemi başlatılabilmektedir.

SGK PRİM BORÇLARINA KARŞI ORTAKLARIN MÜTESELSİL SORUMLULUĞU VAR

Bu konuda özel bir düzenleme de sosyal güvenlikle ilgili 5510 sayılı kanun, onun öncesinde de 506 sayılı kanundan kaynaklanmakta. SGK prim alacaklarında müteselsil sorumluluk esası vardır. Bunun anlamı, ortaklar, sigorta primlerinden birlikte ve zincirleme sorumluluk esasıyla sorumludurlar. Biraz daha açalım: SGK, şirket ortaklarının her birinden prim borcunun tamamını isteme hakkına sahiptir. Şirket ortağı, bu şekilde sermaye oranını aşacak şekilde, fazladan ödemek zorunda kaldığını düşündüğü prim borçlarını, diğer ortaktan ayrıca tahsil etmeye çalışabilir.

Celal Kapan | Yeni Asır