İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İsteğe bağlı sigortalılıkta dikkat edilmesi gerekenler

İsteğe bağlı sigortalılık, yeni sosyal güvenlik sisteminin en temel ve önemli ayaklarından biri haline getirildi. Bunun için çok önemli değişiklikler yapıldı. Bunların başında, isteğe bağlı sigorta primi ödeyenlerin, aynı zamanda genel sağlık sigortalısı sayılmaları geliyor. Gerçi prim oranları ve buna bağlı olarak da ödenecek isteğe bağlı sigorta prim miktarları artırılmışsa da; karşılığında sağlanan sağlık güvencesi çok daha önemli oldu. Üstelik, isteğe bağlı sigorta priminin içerisindeki genel sağlık sigortası prim payı aile boyu güvence sağlıyor.

Eşlerden birisinin isteğe bağlı sigorta primi ödemesi, ailenin diğer fertlerine de "bakılmakla yükümlü olunulan kişiler" statüsünden sağlık güvencesi sağlamakta. Üstelik isteğe bağlı sigorta primi ödemek, bu haliyle sadece genel sağlık primi ödemekten daha avantajlı. Bir kere, biraz daha fedakarlık yaparak; zaten ödeyeceğiniz genel sağlık sigortası primini bir miktar daha artırıp, ayda 30 gün olmak üzere emeklilik prim gün sayınızı da artırmış oluyorsunuz.

İsteğe bağlı sigortalılıkta yeni esaslar

Kurum genelgesiyle kamuoyuna duyurulan bu yeni esasları, enine boyuna değerlendirip sigortalılarımızı dikkatli olmaları gereken noktalarda uyarmaya çalışacağız. Genelgede ilk dikkatimizi çeken, sigortalıların hizmet sürelerinin tespitinde 12 aylık sorgulama süresinin esas alınacak olması. Bu durum, 5510 Sayılı Kanun'un isteğe bağlı sigorta primlerinin ödenmesine ilişkin 52. maddesine de uygun. Çünkü kanunda bir döneme ait isteğe bağlı sigorta priminin en geç on iki ay içerisinde gecikme zammı ve faiziyle ödenmesine hükmediliyor. Aksi halde primi ödenmemiş süreler, sigortalılık süresinden sayılmaz.

Yazılı talep önemli
Yeni sistemde isteğe bağlı sigortalılığın sona erdirilmesinde, bir kere sigortalının, bu konuda yazılı talepte bulunup bulunmaması önem taşıyor. Özellikle de isteğe bağlı sigortalılığın sona erdirileceği tarihin tespiti açısından. İsteğe bağlı sigortalılığın sona ereceği tarihin tespitinde, sigortalının durdurma dilekçesi verip vermediği kadar, o ayın primini yatırıp yatırmadığı ve önceki aylardan prim borcunun bulunup bulunmadığı da etkili.

Genelgede yer alan seçenekleri inceleyelim. Örneğin, sigortalı durdurma dilekçesini vermiş, o ayın primini ödemiş, geçmiş aylardan da hiç borcu bulunmuyor olsun. Bu durumda, sigortalılığı talep tarihi itibariyle sona erdirilir. Genelgede buna bir örnek de veriliyor.

12 Ağustos 2010 tarihinde isteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme dilekçesi veren ve 2010 Ağustos ayı dahil hiç prim borcu olmayan sigortalının, isteğe bağlı sigortalılığı, dilekçe verdiği 12 Ağustos 2010 tarihi itibariyle sonlandırılacaktır.

Tam da "dakika bir- gol bir" durumu. Çünkü isteğe bağlı sigortalıların primleri aylık olarak tahsil ediliyor. Ayın henüz ilk günü sistemde prim borcu bir aylık olarak ve o ayın tamamı için tahakkuk ettiriliyor.

Sigortalılar da ayın hangi günü öderlerse ödesinler, primlerini aylık olarak yatırırlar. Belki sigortalı bankaya istediği miktarı yatırabiliyor… Ancak bankadan o ayın ilk gününden paranın yatırılma tarihine kadar olan günlük prim borcu hesaplaması yapılamıyor. Sistemde primlerin günlük olarak tahakkuk ve tahsilatı mümkün değil. Aylık primden eksik yatan kısım sigortalının borcu olarak kalıyor. Hatta sağlık tesislerine müracaatlarında borçlu görünmemek için pek çok sigortalı, sistemde görünen aylık prim borçlarının bir iki lira fazlasını yatırmayı tercih ediyor.

Bir yöntem daha var
Peki bu durumda sigortalı ne yapmalı? Eğer, durdurma dilekçesi için önceden verilmiş bir kararı yoksa ve o ayın primini de ödemişse, durdurma dilekçesini mümkünse bir sonraki ayın başlangıcında vermeye çalışmalı. Hiç olmazsa isteğe bağlı sigortalılık, primini ödediği son ayın bitim tarihi itibariyle sona ermiş olsun. Böylece yatırdığı primin bir kısmı da boşa gitmemiş olur. Nitekim genelgedeki örnek de buna uygun.

"İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirmek için 22 Kasım 2010 tarihinde talepte bulunan sigortalı (B), en son 2010 yılı Ekim ayı primini ödemişse, bu sigortalının isteğe bağlı sigortalılığı 31 Ekim 2010 tarihi itibariyle sona erdirilecektir" deniliyor.

Sigortalıların bu durumda başvurabilecekleri bir yöntem daha var. Gerçi biraz daha ince hesap yapmaları gerekiyor. Bunun için durdurma dilekçesini verecekleri tarihi önceden belirlemeleri şart. Sonrasında da sistemde görünen aylık prim borcunu otuza bölerek, bir güne denk gelen prim tutarı üzerinden dilekçe tarihine kadar işleyen borç miktarını hesaplayıp kısmi ödeme yapmaları mümkün. Bu durum daha çok son yedi yıl hesabı yapılarak 4/b (eski Bağ-Kur) sigortalılığından, 4/a (eski SSK)sistemine geçip, 4/a (eski SSK) statüsünden emekli olmak için ince hesaplar yapanların başvurabilecekleri bir yöntem. Ancak yine de en basiti, o aya ait prim borcunu tam olarak ödemişseniz dilekçeyi ertesi aya sarkıtarak vermek. Böylece isteğe bağlı sigortalılığınız ödediğiniz son prim gününden geçerli olarak sonlandırılmış olacaktır. Kısacası mevcut 2010/117 Sayılı Genelge'de öngörülen bu düzenleme, bizce zamanla bazı sigortalıların mağduriyetine yol açacaktır. Sigortalılarla kurum karşı karşıya gelecek, gereksiz yere bir çok sigortalı dava açmak zorunda kalacaktır. Zaten SGK, sigortalılarıyla çok fazla davalaşan bir kurum hüviyetinde.

Prim ödemesi olmayanlar
Genelge hükümlerinden durumu en açık, tartışmasız olan kesimin, isteğe bağlı sigortaya müracaat ettiği halde, hiç prim ödemesi olmayan kişiler olduğunu görüyoruz. Bunların isteğe bağlı sigortalılıkları, sonlandırma dilekçesi tarihinden değil de, henüz ilk müracaat tarihinden geçerli olmak üzere sonlandırılır. Bunu da genelgedekine sadık kalarak örneklendirelim. 7 Haziran 2010 tarihinde isteğe bağlı sigortaya müracaat etmiş, ancak hiç prim ödemesi yapmadan 19 Aralık 2010 tarihinde durdurma dilekçesi veren sigortalının isteğe bağlı sigortalılığı, 7 Haziran 2010 tarihi itibariyle sona erdirilir. Dolayısıyla bunlardan 7 Haziran 2010-19 Kasım 2010 devresinde birikmiş prim borçlarını ödemeleri de istenilmez. Bu durumda olanlar, prim ödemedikleri için sağlık yardımlarından da zaten yararlanamayan kişiler. Hiç prim ödemesi yapmayanın isteğe bağlı sigortalılığı hukuken yok hükmünde kabul edilmiş olur. Yeniden isteğe bağlı sigortalı olmak istediklerinde tekrar talep vermeleri gerekir.

Celal Kapan
Yeni Asır