İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Borçlar Kanunu’nun da İşçi Hakları

Uzun bir süredir hazırlanan ve iktidar ve muhalefet partilerinin üzerinde uzlaştığı yeni Türk Borçlar Kanunu geçen ay TBMM’den geçmiş ve sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün onayına sunulmuştu. Yeni Türk Borçlar Kanunu Cumhurbaşkanımızın onayını müteakip 4 Şubat 2010 tarihli Resmî Gazete’de yayınlandı.

Bilindiği üzere İş Kanunu hükümleri;
50’den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı iş yerlerinde veya işletmelerinde,
-Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri,
-Bir ailenin üyeleri ve 3’üncü dereceye kadar (3’üncü derece dahil) hısımları arasında dışarıdan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde,
-Ev hizmetlerinde,
-Sporcular hakkında,
-Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun tarifine uygun (işveren dahil) üç kişinin çalıştığı iş yerlerinde, uygulanmamakta, bu nitelikteki iş yerlerinde çalışanların hak ve yükümlülükleri Türk Borçlar Kanununda düzenlenmektedir.

Bu nedenle, vatandaşlarımızın önemli bir kısmının hizmet sözleşmelerinin İş Kanunu kapsamı dışında kaldığı ve dolayısıyla haklarının ve yükümlerinin Türk Borçlar Kanununda düzenlendiğini dikkate alarak sizlere işçilerin hakları ile sınırlı olmak üzere bilgiler vereceğim…

Türk Borçlar Kanunumuzun İş Kanunu kapsamı dışında kalan çalışanlarla ilgili hükümleri “Genel Hizmet Sözleşmesi” başlığı altında düzenlenmiş işçiler ile bunları çalıştıranların borçlarına ayrıntılı biçimde yer verilmiştir. Öncelikle bu hükümlerden yararlanmak için çalışma biçiminin hizmet sözleşmesi biçiminde olduğunu özellikle belirterek Kanuna göre hizmet sözleşmesinin bir tanımını yapmak istiyorum.

İşçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme hizmet sözleşmesidir ve İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesi kabul edilmiştir.

Örneğin; düzenli ve sürekli olarak haftada bir gün evimizde temizlik yapmaya gelen kadın ile bizim aramızda hizmet sözleşmesi kurulmuş olacaktır. Sonucunda Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre karşılıklı olarak haklar ve borçlarımız meydana gelecektir. Bu borçlardan bir kısmına özellikle değinmek istiyorum.

İŞÇİNİN BORÇLARI
İşçinin borçları şunlardır.
Bizzat çalışma borcu: İşçi yüklendiği işi bizzat yapmakla yükümlüdür.
Özen ve sadakat borcu: İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır.

Teslim ve hesap verme borcu: İşçi, üçüncü kişilerden işveren için aldığı şeyleri ve özellikle paraları derhâl ona teslim etmek ve bunlar hakkında hesap vermekle yükümlüdür.
Fazla çalışma borcu: Gerektiğinde fazla çalışma yapmak.

Düzenlemelere ve talimata uyma borcu: İşverenin yaptığı düzenlemeler ve talimatlara uymak…

Türk Borçlar Kanunu’nun 400 ila 410. maddeleri işverenin borçlarını diğer bir ifade ile işçinin haklarını düzenlemektedir. Buna göre;

İşveren, işçiye sözleşmede belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür. Dikkat edilirse, İş Kanunu kapsamı dışında kalan işlerde çalışanlara da en az asgari ücret ödenmesi gerekecektir.

FAZLA ÇALIŞMA YAPANIN ÜCRETİ YÜZDE ELLİ ZAMLI HESAPLANIR
İşveren, fazla çalışma için işçiye normal çalışma ücretini en az yüzde elli fazlasıyla ödemekle yükümlüdür. İşveren, işçinin rızasıyla fazla çalışma ücreti yerine, uygun bir zamanda fazla çalışmayla orantılı olarak izin verebilir. İş Kanunumuza paralel bir düzenleme olan çalışma ücreti yerine izin kullanılabilmesi uygulamasına Borçlar Kanunumuzda da yer verilmiştir.

Sözleşmeyle işçiye ücretle birlikte üretilenden, cirodan veya kârdan belli bir pay verilmesi kararlaştırılmışsa, hesap dönemi sonunda bu pay, yasal hükümler veya genellikle kabul edilmiş ticari esaslar göz önünde tutularak belirlenir ve işçi kârdan pay alabilir.

ARACILIK YAPAN İŞÇİ ARACILIK ÜCRETİ ALABİLECEK
İşçiye belli işlerde aracılık yapması karşılığında işverence bir ücret ödeneceği kararlaştırılmışsa, aracılık yapılan işlemin üçüncü kişi ile geçerli olarak kurulmasıyla işçinin istem hakkı doğar. Aracılık ücretinin doğması ancak sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasına bağlıdır.

SÖZLEŞME SONA ERSE DAHİ İKRAMİYE ALMAK MÜMKÜN

İşveren, bayram, yılbaşı ve doğum günü gibi belirli günler dolayısıyla işçilerine özel ikramiye verebilir. Ancak, işçilerin ikramiyeyi isteme hakları bu konuda anlaşmanın veya çalışma şartının ya da işverenin tek taraflı taahhüdünün varlığı hâlinde doğar. Hizmet sözleşmesi ikramiyenin verildiği dönemden önce sona ermişse, ikramiyenin çalıştığı süreye yansıyan bölümü ödenir.

ÜCRET AY SONUNDA ÖDENECEK AVANS VERMEK ZORUNLU OLACAK

Aksine âdet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, hizmet sözleşmesiyle daha kısa ödeme süreleri belirlenmesi tarafların iradesine bırakılmıştır. İşveren, işçiye zorunlu ihtiyacının ortaya çıkması hâlinde ve hakkaniyet gereği ödeyebilecek durumda ise, hizmetiyle orantılı olarak avans vermekle yükümlü olacak… Avans ödemesinde temel kriter, işverenin ödeme gücü ile işçinin zorunlu ihtiyacının meydana gelmiş olmasıdır. İşçinin ihtiyacı doğmamışsa avans ödeme işverenin inisiyatifinde olacaktır.

İŞÇİNİN ALACAĞI BORCUNDAN MAHSUP EDİLEMEYECEK
İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir. Her ödeme döneminde, işçiye hesap pusulası verilmesi zorunlu olacak… İşçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin yönetmelik çıkarılacak.

İşveren, iş yapılmasını kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olacak. İşçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemeyecek..

HASTALANAN YA DA ASKERE GİDEN İŞÇİYE ÜCRET ÖDENECEK
Uzun süreli bir hizmet ilişkisinde işçi, hastalık, askerlik veya kanundan doğan çalışma ve benzeri sebeplerle kusuru olmaksızın, iş gördüğü süreye oranla kısa bir süre için iş görme edimini ifa edemezse işveren, başka bir yolla karşılanmadığı takdirde, o süre için işçiye hakkaniyete uygun bir ücret ödemekle yükümlüdür. Dolayısıyla askerlik ya da hastalık gibi nedenlerle ücretten mahrum kalan işçiye uygun bir ücret ödenmesi gerekecek.

ÜCRETİN EN FAZLA DÖRTTE BİRİ HACZEDİLEBİLECEK
İşçilerin ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemeyecek. Ancak, işçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hâkim tarafından takdir edilecek miktar, bu orana dâhil edilmeyecek. Nafaka alacaklılarının hakları saklı tutulacak.

Türk Borçlar Kanunu’na göre; İşveren, işçiye her hafta, kural olarak pazar günü veya durum ve şartlar buna imkân vermezse, bir tam çalışma günü tatil vermekle yükümlüdür. İşveren, belirsiz süreli hizmet sözleşmesinin feshi hâlinde, bildirim süresi içinde işçiye ücretinde bir kesinti olmaksızın, günde iki saat iş arama izni vermekle yükümlüdür.

İZİN ÜCRETİ PEŞİN ÖDENECEK

İşveren, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yılda en az iki hafta ve on sekiz yaşından küçük işçiler ile elli yaşından büyük işçilere de en az üç hafta ücretli yıllık izin vermekle yükümlüdür. Bu süreler İş Kanunumuzdan farklı düzenlenmiş. Şöyle ki; İş Kanunumuzda izin sürelerinde iş günü kavramına yer verilmişken Borçlar Kanunumuzda gün kavramına yer verilmiş.

İşçi, bir hizmet yılı içinde kendi kusuruyla toplam bir aydan daha uzun bir süreyle hizmeti yerine getirmediği takdirde işveren, çalışılmayan her tam ay için, yıllık ücretli izin süresinden bir gün indirim yapabilecek. Ancak işçinin kusuru yoksa ya da gebelik ve doğum sebebiyle iş görmeyi en çok üç ay süreyle yerine getiremeyen kadın işçinin yıllık ücretli izin süresinden indirim yapılması mümkün değil. Yine, yıllık ücretli izinler, kural olarak aralıksız biçimde verilecek ancak tarafların anlaşmasıyla ikiye bölünmesi de mümkün.

İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık ücretli izin süresine ilişkin ücretini, işçinin izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermekle yükümlüdür.

ON YILDAN FAZLA HİZMETİ OLAN İŞÇİNİN İHBAR SÜRESİ 6 AY OLACAK

Belirli süreli hizmet sözleşmesi, fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erecek. Sözleşme, süresinin bitiminden sonra sürdürüldüğü takdirde belirsiz süreli sözleşmeye dönüşecek. Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurmak mümkün olabilecek.

Taraflardan her biri, on yıldan uzun süreli hizmet sözleşmesini on yıl geçtikten sonra, altı aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedilebilecek. Bu süreye işçi de uymak zorunda olacak. Örneğin; 10 yıldan fazla hizmeti olan işçi işi bırakmak isterse en az 6 önceden bildirimde bulunmak zorunda olacak.

FESİH BİLDİRİM SÜRELERİ İŞ KANUNUNDAKİ SÜRELERDEN FARKLI
Belirsiz süreli hizmet sözleşmelerinin feshinden önce, durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekecek. Sözleşme; bildirimin diğer tarafa ulaşmasından başlayarak, hizmet süresi bir yıla kadar sürmüş olan işçi için iki hafta sonra; bir yıldan beş yıla kadar sürmüş işçi için dört hafta ve beş yıldan fazla sürmüş işçi için altı hafta sonra sona erecek. Bu süreleri sözleşmeyle artırmak mümkün olacak. Yine, İş Kanunumuzda olduğu gibi, işveren, fesih bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle sözleşmeyi sona erdirebilecek.

Fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirilmesi halinde işveren, işçiye fesih bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemekle yükümlü olacak. Burada belirleyici faktör haklı sebep olacak.

İŞVEREN ÇALIŞIRKEN ÖLEN İŞÇİNİN AİLESİNE ÖDEME YAPACAK

İşçinin ölümü halinde, işveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlü olacak. Bu düzenlemeden İş Kanunu kapsamı dışında kalan yani hakları Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenenler yararlanabilecek. Örneğin; 7 yıldır bir evde çocuk bakıcılığı yapan Ayşe Hanım çalıştığı süre içinde vefat etmişse işvereni, eşine ve 18 yaşından küçük çocuklarına 2 aylık ücret ödeyecek.

Şerif Akcan
Türkiye