İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kasa ve ortaklardan alacak beyanında bulunacakları bekleyen tehlike

Kamuoyunda 'Torba Yasa' olarak bilinen 6111 sayılı 'Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun', vergi mükelleflerinin kayıtlarında gözüken hayali kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların düzeltilmesine imkan tanımaktadır.
Genellikle, açıktan yapılan ödemeler ve belgesiz harcamalar 'ortaklardan alacaklar' ya da kasa da 'nakit para' olarak gözükmekte, vergi incelemelerinde bundan dolayı ciddi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Torba yasa ile bu sorun çözüme kavuşturulmak istenmiştir.

UYGULAMA NASIL OLACAK?
Hayali kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar konusundaki yasal düzenlemeden bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabiliyor. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler; 31.12.2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ile ortaklardan olan net alacak tutarlarını, Kanunun yayımlandığı 25 Şubat 2011 tarihini izleyen üçüncü ayın son iş günü olan 31 Mayıs 2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebilecekler.

Beyan edilecek tutar üzerinden yüzde 3 oranında vergi hesaplanacak ve hesaplanan vergi beyanname verme süresi içinde ödenecektir. Ödenen vergiler, gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemeyecek. Beyan edilen tutarlar ile ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak da dikkate alınamayacak.

TEHLİKE NEREDE?

6111 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi; 'Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz' şeklinde. Tebliğ'de bu cümle şu şekilde açıklanmış:

'Kurumlar vergisi mükelleflerince 6111 sayılı Kanunun 11. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yapılan beyanla ilgili olarak söz konusu tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacaktır.

Tebliğin 'taslak' halindeki şeklinde, bu durumdaki mükellefler hakkında finansman kazancına dayalı olarak da tarhiyat yapılamayacağı ifadesi yer alıyordu. Bu ifadenin daha sonra çıkarılması, idareye manevra alanı sağlayabilir.
Tebliğ'de yer alan 'açıklamaya' göre kanundaki ifade, sadece kar dağıtımı üzerinden yapılması gereken vergi kesintisine yönelik bir kısıtlama özelliğinde. Yani, Tebliğ'e göre, gelecekte yapılacak vergi inceleme raporlarına dayalı olarak şirketler hakkında 'finansman hizmeti' veya başka isimler altında ilave kurumlar vergisi ve katma değer vergisi tarhiyatı yapılması ve bunlar üzerinden vergi ziyaı cezası kesilmesi mümkün.

GÖRÜŞÜMÜZ
Hayali kasa mevcudu ve ortaklardan alacakların beyanı nedeniyle kar dağıtımı üzerinden vergi kesintisine yönelik ilave tarhiyat yapılamayacağına ilişkin 'kapsam daraltıcı' açıklamaya katılmıyoruz.

Kanun'da yer alan; 'Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz' hükmü, 'vergi türüne' yönelik değil; 'tarhiyat nedenine' yönelik. Dolayısıyla, olası ihtilaflara yer vermemek açısından idarenin bu görüşünü değiştirmesi gerektiği düşüncesindeyiz. İleride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklara karşı dava açmak istemeyen ve ilgili hükümlerden yararlanmak isteyen mükelleflere önerimiz ise söz konusu yıllar için kurumlar vergisi ve katma değer vergisi yönünden de matrah artırımı hükümlerinden
yararlanmaları.

Akşam
Metin Taş-Sezgin Özcan