Share

06.06.2008 Tarihi, Limited Şirket Eski Ortak ve Kanuni Temsilcileri İçin Bir Dönüm Noktasıdır.

31 Ekim 2011 Yazan MuhasebeBilgisiCOM

Limited şirket ortak ve kanuni temsilcilerinin şirket borçlarından dolayı sorumluluklarına ilişkin yasal düzenlemeler, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 34 ve mükerrer 35 ile 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddelerinde yapılmıştır.

Bir ortaklık payı veya kanuni temsilci devri olmayan limited şirket borçları nedeniyle ortak ve kanuni temsilcilerin takip şeklindeki usul ve esaslar konusunda bir çekişme yoktur.

Bu sebeple konunun bu kısmına girilmeyecektir.

Ancak bir ortaklık payı veya kanuni temsilci devri olan limited şirket borçları nedeniyle şirket tüzel kişiliklerinden tahsil imkanı kalmayan amme alacaklarının takip şeklindeki usul ve esaslar ise hep tartışma konusu olmuştur.  

Uygulama, amme alacakları için, öncelikle şirket tüzel kişiliğinin mal varlığının araştırılması, şirketin amme borcunu karşılayacak miktarda bir mal varlığı yoksa devralan ortak ve kanuni temsilci nezdinde takibe başlanılması, şayet amme alacağının bu yolla da tahsili mümkün olmaz ise de bu kez devreden ortak ve kanuni temsilci nezdinde bir yasal takibe başlanılması şeklindeydi.

Devreden ortak ve kanuni temsilci nezdinde yapılan bu şekildeki yasal takiplerin vergi yargısına taşınması ile, uyuşmazlık konusu olan olay, ağırlıklı olarak bu borçların ortaklık payını devreden ortak ve kanuni temsilciden takip edilemeyeceği yönünde sonuçlanmaktaydı.

Mahkeme kararları ile hukuka aykırı olduğu sabit olan yukarıdaki bu uygulama şeklinin sürdürülemeyeceğine inanılmış ve Hazine’nin de ciddi gelir kaybına uğradığının farkına varılmış olacak ki, 5766 Sayılı Kanun ile yukarıdaki Kanun maddelerine eklenen ve 06.06.2008 tarihinden itibaren de geçerli olacağı öngörülen hükümler ile yeni ortak ve kanuni temsilcilerin limited şirket borçları için olan sorumluluğunun yanına eski ortak ve kanuni temsilcilerin de müteselsil olarak sorumlu oldukları hükmünün konulması ile vergi yargısı tarafından ortaya konulan yukarıda belirtilen bu gerçekliğin yasa koyucu tarafından da kabul edildiğini göstermiştir.

Hal böyle olmakla birlikte, Kanun maddelerine sonradan yapılan bu ilaveler ile olayın yönünün tamamen idare lehine dönmesinden alınan bu yeni kuvvetle, bu durumda olanların üzerine daha cesaretli gidildiği gözlenmiştir.

Ancak Kanun maddelerine sonradan (06.06.2008 tarihinde) bir hüküm eklenmiş olmasından, esasında limited şirketin bu tarihten önceki borçlarından dolayı devreden eski ortağın ve kanuni temsilcinin sorumlu tutulamayacağı düşüncesinin artık yasa koyucu tarafından da kabul edildiğini göstermiştir.

Şayet aksi düşünce devam ediyor olsaydı yasa maddelerine bu yeni hükmün eklenmemiş olması gerekirdi.

Aksi düşünce yine de devam ediyor ise, yasa maddelerine yeni bir hüküm eklenilme ihtiyacı duyulmuş olmasının mantıklı bir açıklamasının yapılması gerekir.

Buradan, sonradan yapılan ilaveler ile tamamen idare lehine dönen bu yasa maddelerine dayanarak, Maliye İdaresi’nin bu durumda olanların üzerine daha cesaretli gidebilmesinin tam tersine, esasında bu durumda olanların eski ortağı ve kanuni temsilcisi oldukları limited şirketlerin mal varlığından tahsil edilemeyen 06.06.2008 tarihinden önceki işlemlere ait olan borçların takibi karşısında daha cesaretli olmaları beklenir.

Sevgi ve Saygılarla,

Sami Okutan
S.M.Mali Müşavir
Baş Denetçi
sami.okutan_01@mynet.com

 


Yorum Yapın