Şirket vergi borcundan dolayı direk kanuni temsilci ve ortağa başvurulamaz

By | 06 Şubat 2014

Şirketin vergi borcu gibi kamu idarelerine olan ödenmemiş borçlarından ilk olarak ilgili şirket sorumludur. Şirket vergi borcunu ödemezse, öncelikle şirketin malvarlığı takip ediliyor ve alacaklı kamu idaresi, 6183 Sayılı Kanun kapsamında ilgili şirketin malvarlığı için haciz ve satış gibi takip yöntemlerini uyguluyor.

şirketin malvarlığından tahsil edilemez  veya tahsil edilemeyeceği anlaşılırsa, bu sefer şirketin ortaklar veya kanuni temsilciler için takip işlemleri başlatılır.

Limited şirketin amme borçları başlığını taşıyan 6183 say ılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulu Hakkında Kanunun 35.maddesinde şirket ortaklarının sorumluluğunu tanımlarken, Limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından doğrudan doğruya sermaye hisseleri oranında sorumlu olacakları belirtilmiştir. Öncelikle şirketin kendi tüzel kişiliğinden amme alacağının tahsili yönüne gidilecektir. Eğer şirketin tüzel kişiliğinden tahsili imkansızlaşmış ise şirketin kanuni temsilcileri ve ortaklarına tahsil cihetine gidilebilecektir.

Amme alacağının şirketten tahsil imkanı bulunmaması;

-Şirketin haczedilen mal varlığının, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerleme sonucu, tespit edilen değerlerinin amme alacağını karşılamaması veya satış yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,

-Şirketin haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,

-Şirketin iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluşması,

-Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması, gibi alacaklı tahsil dairesinin takdir ve tespitine dayalı hallerdir.

Burada sayılan hallerde limited şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarını ödemek mecburiyetinde olan hakiki veya hükmi şahıs ortaklar,6183 sayılı kanunun 3’üncü maddesi uyarınca amme borçlusu olup,bu kanun hükümlerine göre takip edilecektir.

ÖRNEK YARGI KARARI

Tüzel Kişiliğin Vergi Borcundan dolayı Kanuni Temsilci adına Ödeme Emri düzenlenmesi
Danıştay 9. Dairesi

Tarih       : 13.09.2012
Esas No   : 2010/9101
Karar No  : 2012/4583
VUK Md. 10

Tüzel kişiliği devam eden ve elde ettiği gelirler hakkında yeterli araştırma yapılmayan borçlu tüzel kişilik için tüm takip yolları tüketilmeden vergi borcunun kanuni temsilciden aranamayacağı hk.

İstemin Özeti: (…) A.Ş.’nden tahsil edilemeyen vergi borcunun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca davacı kurumdan tahsili amacıyla düzenlenen 11.04.2007 tarih ve 118 takip no.lu ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı Danıştay Dokuzuncu Dairesinin bozma kararına uymak suretiyle reddeden Vergi Mahkemesinin kararının, dilekçede yazılı nedenlerle bozulması istenilmektedir.

Karar: Uyuşmazlıkta, (…) A.Ş.’nden tahsil edilemeyen vergi borcunun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca davacı kurumdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin bozma kararına uymak suretiyle, davacı kurumun atadığı kişilerin (…) A.Ş’ye ait vergi borcunun doğduğu tarihte kanuni temsilcileri olup yükümlülüklerini yerine getirmediği sabit olduğundan dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi kararının, şirket hisselerinin satışının yapıldığı, kanuni temsilcilik sıfatlarının bulunmadığı, olayda zamanaşımı iddiasının incelenmediği, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

213 sayılı Kanun’un 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin, kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.

Bu hükme göre tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirileceği açık olup, temsilcilerin ödevlerini yerine getirmeleri için, tarh döneminde kanuni temsilcilik görevini yürütmekte olmaları yeterlidir. Bir başka anlatımla, kanuni temsilci görevli bulunduğu süre ile sınırlı olarak vergi ödevlerini yerine getirmek durumundadır.

Dava dosyası ve Dairemizin E. 2010/9102 esas kaydında kayıtlı dosyaya ekli tarh dosyasının birlikte incelenmesinden, kanuni temsilci sıfatıyla davacı kuruma tebliğ edilen ödeme emrinin düzenlenme tarihinden sonraki tarihlerde de, asıl borçlu (…) A.Ş. hakkında vergi dairesi müdürlükleri, mal müdürlükleri ile tapu müdürlükleri nezdinde mal varlığı araştırmasının devam ettiği, diğer taraftan asıl borçlu şirketin devredildiği kayyım yönetimi tarafından verilen mal beyanın da yer alan araç ve arsa hakkında haciz şerhi konulduğu, söz konusu menkul ve gayrimenkulün satışı için gerekli işlemlere başlanılmakla birlikte satışın yapılıp yapılmadığına dair bir bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı görülmektedir.

Öte yandan; asıl borçlu (…) A.Ş’nin tüzel kişiliği halen devam ettiğinden, forma ve saha reklam gelirleri, futbolcu satışından elde edilen gelirler ve diğer gelirleri hakkında yeterli bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, vergi borcu bulunan şirket hakkında amme alacağının tahsilini sağlamak amacıyla tüm takip yolları tüketilmeden davacının kanuni temsilci olduğundan bahisle sorumlu tutularak adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, davayı reddeden vergi mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, Vergi Mahkemesi’nin kararının bozulmasına, oybirliğiyle karar verildi.
 

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.